Enerjik, eğlenceli ve başarılı: Hayal Köseoğlu

Kim? Hayal Köseoğlu
Neler yapar?  Oyuncu
Nerede yaşıyor? İstanbul
Bulabileceğin sosyal ağlar: Ig:@hayalkoseoglu

Onu ‘Arkadaşlar İyidir’in Merve’si olarak çok sevsek de aslında Hayal Köseoğlu oyunculuğa çocuk yaşlarda başlayan isimlerden bir tanesi. Mahallenin Muhtarları, Aşk-Memnu, Muhteşem Yüzyıl gibi dizilerin ardından son olarak Arkadaşlar İyidir ile seyirciyle buluşan Hayal Köseoğlu şu sıralar yeni dizisi İstanbullu Gelin için çekimlere başlarken bir yandan da tiyatro oyunu için hazırlanıyor. Güzeller güzeli Hayal Köseoğlu ile yoğun temposu arasında  bir araya geldik ve kahvelerimizi yudumlarken süpersonik enerjisi eşliğinde projelerinden, kariyerinden, hayallerinden ve onu hayata bağlayan keyif dolu zevklerinden bahsettik…

 

Şu sıralar nasıl bir ruh hali içerisindesin?

Bu sıralar çok enteresan bir ruh hali içerisindeyim gerçekten. Dizinin de yoğun temposunun bitmesinin ardından özellikle uyku düzenim konusunda tekrar lise hayatına geri dönmüş gibi hissediyorum (Gülüyor). Kendime daha çok vakit ayırabiliyorum. Uzun süredir yapamadığım; eğlence, müzik dinleme, dizi/film izleme gibi şeyleri yapıyorum ve bu süreçte kendimi liseye geri döndürdüm diyebilirim. Bir de kendi içime dönüyorum, kendimi buluyorum. Biraz meditasyon biraz yoga… Aslında bu süreç için yenilenme dönemi diyebiliriz.

Dizinin yoğun temposunun ardından şimdilerde bir tiyatro oyunu içerisinde olduğunu biliyoruz.  Kimler var, nasıl bir karaktere hayat veriyorsun, biz ne zaman  ve nerede izleyebileceğiz? 

Rüya diye bir karakteri canlandırıyorum. Oyunda İbrahim Selim, Sercan Badur, Tuba Ünsal, Yeliz Kuvancı, Ataberk Mutlu yer alıyor. Can Yılmaz’ın yazdığı bir çocuk oyunu. 29 Ocak’ta İş Sanat’ta prömiyeri olacak.

O zaman klasik bir soru soracağım… Televizyon mu, tiyatro mu?

Kendini izleyebilmek adına benim için her zaman dizinin ayrı bir güzelliği, ayrı bir temposu, ayrı bir heyecanı var ama bu soru için tiyatro benim için daha önemli. Hepsinin içinde ise sinema… Çünkü sinema benim en büyük hayalim sanırım.

Peki senin için oyunculuğun en tehlikeli tarafı ne? 

Güzel soru (Gülüyor). Sürekli kendimle şu konuda yüzleşmek durumunda kalıyorum. Aslında bence oyunculuk ‘yetenek’ denen şey. Orta kısımda gerçekten yetenek var, etrafında ise katmanlar.  Kendini beğenme, kendini dışarıdan izleme. Hem tekniği var işin hem duygusal yanı… Oynarken mesela beni en çok dışarıdan kendini izlemek hissi çok korkutuyor. Benim en büyük sınavım o oyunculukta. Ya şunu yaparsam, ya bunu yaparsam diye sanki beni bir şey limitliyor. Onu kırdığım zaman çok güzel oluyor, her zaman istediğim sonuca ulaşıyorum. Bence en tehlikeli yanı o. Kendinle çok yüzleşiyorsun.

Az önce oyunculuk için tam ortasında yetenek var sonrasında diğer katmanlar geliyor dedin ya hani peki herkes oyuncu olabilir mi? Özellikle son zamanlarda sık sık modellikten oyunculuğa geçen isimler görüyoruz. Onlar için neler söylersin?

Aslında bu son zamanlarda çok tartışılan bir konu. Bence herkes oyuncu olabilir. Çünkü yaşıyoruz… Sen de bir insansın.. Nasıl yaşaman gerektiğini, nasıl yaşadığını biliyorsun, davranışlarını biliyorsun, amaçlarını, hedeflerini biliyorsun. Aslında oyunculuk da bundan farklı bir şey değil. Sen de aslında ‘herkes beni izliyor’dan bir sıyrıldığın zaman, ‘acaba iyi oynayacak mıyım?’, ‘güzel görünüyor muyum?’ gibi soruları attığın zaman sonunda gerçekten  başaracaksın.  İnsanlar bunlardan sıyrılamıyor.  O yüzden de oyunculukta bence eğtim şart.

Dizi de zaman zaman sesinin güzelliğini de keşfetme şansımız oldu. Albüm gelir mi, öyle bir hayalin var mı?

Aslında var. Şarkılar da yazıyorum. Dizide duyduğunuz şarkılardan biri de benimdi mesela… Şarkı yazmaya çalışıyorum, kendimi geliştirmeye çalışıyorum. O yüzden öyle bir şeyler olabilir, istiyorum. (Gülüyor).

Bir film için oyunculuk değil de müziklerini yapman istense hangi yönetmeni, neden seçerdin? 
Bu biraz zor bir soru oldu. Bunu sona bırakabilir miyiz? (Gülüyor). Bir sürü şey geliyor aklıma, bekleteceğim biraz.. (Gülüyor). Aslında ben çok yönetmen insanı değildimdir. Film film var ama..
Film film söyle o zaman?

Chicago, Moulin Rouge… Yönetmen olarak da Fellini.. Nino Rota’yı çok seviyorum, yaptığı işleri çok beğeniyorum Nino Rota olmayı çok isterdim (Gülüyor). Casablanca olabilir.. Grease.. Bir de bir grubu alıp Across The Universe gibi bir film çekip, coverlarının hepsini yapmayı çok isterdim.

Diziden bahsetmişken, orada Yunus’a sırılsıklam aşık ve ona kendini sevdirebilmek için her yola başvurabilecek bir Merve vardı. Hayal ilişkilerde nasıl? Duygularınla mı yoksa mantığınla mı hareket edersin?
Ben ikisiyle de hareket ediyorum aslında. Eskiden çok duygusaldım. Benim de Merve zamanlarım olmuş olabilir. (Gülüyor). Tabii 15-16 yaşlarından bahsediyorum. Gözlerini bir açıyorsun ‘ay çok yakışıklı çocuk’ (Gülüyor). Merve’nin olayı da o. Çocuğu tanımadan elde etme hırsı… O hepimizde olmuştur bence. Şu an hem duyguyla hem mantıkla hareket ediyorum çünkü çok duygusal bir insanım. Sırf duyguyla hareket edersem ortada hiçbir şey kalmaz (Gülüyor).
Peki bir erkek ne yaparsa asla tahammül edemezsin?
Sürekli kendini anlatan erkekle asla olmaz, dünyanın en yakışıklısı bile olsa sıfır ihtimal.
Aşık olduğunda nasıl bir ruh haline bürüyorsun? 

Çok mutlu oluyorum. Kesinlikle en mutlu halim o oluyor. Aşık olmak bence dünya üzerindeki en güzel duygu.

Yine diziden yola çıkarak soracağım, kankadan sevgili olur mu? Neden…

En iyi ondan olur bence. Çünkü iyi tanıyorsun. Bir ilişkide başta insanı çeken aslında gizemdir. O gizem perdesi ortadan kalktıktan sonra ‘bu neymiş ya?’ olursun. Bir kere öyle bir ihtimalin olmuyor, zaten tanımış oluyorsun. Kanka olduysan eğer gülebiliyorsundur da. Bence zaten ilişkide en önemli şeylerden biri gülmek. Ve eğer o insanı kanka olarak alıyorsan hayatına,  üzerine tek bir şey daha eklenirse o sevgili muhteşem olur. O da çekim.. Çekim + kanka  bence en iyisi (Gülüyor).

Hayranların sosyal medyada oldukça aktifler… Yaptığın her değişikliği de anında farkediyorlar. Makyaj yapma diyen de var, fazla kilo verme diyen de… Bu bakımdan başkalarının seninle ilgili düşüncelerine ne kadar önem veriyorsun? 

Başkalarının düşüncelerine göre yaşama duygusu bende 14-15 yaşlarında gitti. Çok acısını çektim çünkü hiç kimseyi aynı anda mutlu edemiyorsun. Bunu farkedince de dedim ki  ‘ben yapı olarak insanların ne düşündüğüne önem veremeyeceğim’ (Gülüyor).

Hayranlarından gelen, hiç unutmadığın bir mesaj ya da bir yorum var mı aklında? 

Gerçekten çok şekerler. Diziyi o kadar sahiplendiler ki kemik bir kitle oluşturdular o çok hoşuma gitmişti. Erkek arkadaşımın Instagram’ı yok. ‘Herkes yeter artık bulacağım, kim bu’ diye falan yazıyor (Gülüyor). En komiği buydu sanırım. Bir de birisi ‘gece gece beni stalklamakla uğraştırma da yaz hadi’ yazmıştı ona çok gülmüştüm. (Gülüyor)

Kısa kısa…
 
Sadece 3 eşyayla yaşamak zorunda kalsaydın bunlar ne olurdu?
Telefonum. Çünkü her şey orada.. Saç düzleştiricisi (Gülüyor). Mikrofonlu kulaklık.
Senin için mükemmel bir gün nasıl başlar?
Bazen ‘hayat ne kadar güzel, burada doğmuşuz, evrenle birim’ diye kalkarsın ya (Gülüyor).  Kötü rüya görmemişsin, geç uyumamışsın..Ç Gözünü açıp ‘Ahh hayat’  dersin.  O çok güzel bir gün başlangıcı oluyor benim için.
Bu şehirde kendini en keyifli hissettiğin noktalar?
Kadıköy barlar sokağı, Cihangir, Göztepe Özgürlük Parkı.
En son keşfettiğin mekan?
Çiftehavuzlar Babbo
En sevdiğin kahve?
White Chocolate Mocha (Gülüyor).

Leave A Reply

Navigate