Büyüleyici ve Melankolik: Jay Jay Johanson

Jay – Jay Johanson… İsveç’in dünyaya armağan ettiği, harikulade müzik adamı. 1996’dan bu yana yaptığı şarkılarla müzik dünyasına ilham veriyor, jazzy ve trippy vokalleriyle gönüllerimizi çeliyor.

2017 yılında son teklisi November’ı yayınlayan, sık sık İstanbul semalarına konser vererek büyüleyici sesiyle her seferinde kendine hayran bırakan güzel insan Jay – Jay Johanson ile keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

Röportaj: Tuncay Güven
Fotoğraf: Laura Delicata

Son tekliniz ile başlayalım… “November” da insanlar ne bulmalı?
November, bir ayrılığın başka bir hali…

Peki bu kadar iyi aşk şarkıları yaparken siz aşkı kendinizde nasıl konumlandırıyorsunuz?
Sanırım önceliğim sanatım ve müzik. Ailem ve hayranlarım. Hepsi benim için bir numara denebilir.

Bu romantik şarkıları yazarken kimlerden ilham alıyorsunuz?
Aslında herkes ilham verebilir ama ilham alabilmem için yakından tanımam gerekli (gülüyor).

Konserlerinizde sizin sözlerinizi ezberlemiş ve size bakarak şarkılarınızı söyleyen insanları görünce ne hissediyorsunuz?
Hayatta duyduğum en büyük zevklerden biri.

Aylarca turnedeyken evinizde en çok neyi özlüyorsunuz?
Eşimi, çocuğumu ve piyanomu.

Olmazsa olmaz dediğin bir şeyler var mı?
Eşim, çocuğum ve piyanom (gülüyor).

Türkiye’yi de sık sık ziyaret ediyorsunuz ve hayranlarınızla bağınız çok kuvvetli. Bu bağı neye borçlusunuz?
Türkiye’de birçok arkadaşım var. Genellikle insanlar ile Facebook üzerinden iletişim kuruyorum. Türkçe bir sürü mesaj alıyorum ve bu durumlarda Google Translate’in büyük yardımı oluyor.

Türk Kahvesini deneme şansınız oldu mu?
Aslında hiç deneme fırsatım olmadı. Pek kahve insanı olduğum söylenemez açıkçası. Viski, şampanya ve su içmeyi tercih ediyorum.

JAY JAY’IN ‘EN’LERİ

“Hayatımın fon müziği olur.” dediğin, en sevdiğin şarkı?
Johnny Mandel – Suicide is Painless.

En sevdiğin kitap alıntısı?
Ah, aslında bilmiyorum! Okumak yerine daha çok yazıyorum. Ama bilgece konuştuğunu düşündüğüm iki kişi var: Andy Warhol ve Oscar Wilde.

Kendini en huzurlu hissettiğin yer?
Kesinlikle evim diyebilirim veya Tokyo! Reykjavik olabilir. Ama çoğu dönem çok fazla soğuk oluyor!

En sevdiğin şehir?
Aslında şehirleri çok sevmiyorum. Banliyöler daha ilgi çekici. Hem bir sürü güzel ve ilginç olaya tanıklık etme imkanınız oluyor.

En son gittiğin konser?
Hmm… Bir çok konserde ve festivallerde yer aldım. Hiç hatırlamıyorum ama sanırım en son biletine para verdiğim etkinlik: King Krule veya Nick Cave.

Bu röportaj, bikahvebikeyif mag Mart sayısında yayınlanmıştır. bikahvebikeyif mag, Turkcell Dergilik ve dMags‘te ücretsiz!  

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir