Caner Alper: “Kirlerimizi göstermemiz lazım.”

Kahveleri hazırlayın! Sizi 2012’de Zenne, 2015’te Çekmeceler filmlerini hem yazıp hem de Mehmet Binay’la birlikte yöneterek sinema dünyasında büyük ses getiren ve cesur işlere imza atan Caner Alper sohbetine davet ediyoruz! Şimdilerde Temiz Aile Çocuğu isimli anı kitabıyla adından söz ettiren Caner Alper ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

Hayatınızda nasıl bir dönem içerisindesiniz, nasıl gidiyor hayat?

Fazlasıyla “normalize” olmuş bir dönemdeyim. Yeni bir ülkede, yeni bir dil, çoklu geleneklerle ve fazlasıyla anonim bir çevrede yeniden bir başlangıç yaşıyor ve “Temiz Aile Çocuğu”nun başında anlattığım gibi geriye bakıp çokça şaşırıyorum.

Herkesin bir yola çıkma hikayesi vardır ya hani. Sizin bu serüvende yola çıkışınız nasıl başladı?

Serüvenden kastınız dolaptan çıkışsa eğer kitapta da anlattığım üzere yirmili yaşlarımın sonuna doğru. Eğer gay-aktivist halim, yani bu mesele üzerine yazma işi ise, sanırım Ahmet Yıldız cinayetinden sonra.

Yazar olmanın en çok nesini sevdiniz?

“Yazı kalır” tarafını. Geri dönüşlerini. Okuyanlardan gelen yüzlerce mesajı okumayı sevdim. Benim hikayemin başka onlarca hikâye üretmesini. Arkadaşlarla daha dürüst bir ilişkiye girmiş olmayı. Babam ve ağabeyimle yazı üzerinden haberleşmeyi ve barışmayı sevdim. 

Senaryo yazmak ile kitap yazmak arasında nasıl bir çizgi var?

Ortak olan tek şey akış, bir duyguyu aktarabilme. Senaryonun türüne bağlı olarak çok farklı olduğu da söylenebilir. Film senaryosu aksiyon, tiyatro senaryosu diyalog ağırlıktadır. Senaryoyu oyuncular, yapımcılar, sektör çalışanları okur. Kitapta kelime seçimi çok önemlidir, zira sokaktaki simitçiye de, edebiyat severlere de mana ve keyif verebilmelidir. 

Temiz Aile Çocuğu’nu kimler okumalı?

Evlerimizde işlerimizi yapan yardımcılarımız. Fabrikadaki son ütücü adam. Baba adayları. Her hafta “ibne hakem” diye kendini paralayan futbolseverler. “Homoseksüeller dinimize aykırı” diyen yüreği pas tutmuşlar. En yakın arkadaşına “Ben senin gay olduğunu hissediyorum” diyemeyenler. “Ben kitap okuyamıyorum, çok sıkılıyorum, şöyle elime alınca üç saatte bitecek bir şey yok mu?” diyenler. Hamileler. Uykusuzluk çekenler. “Hayatta her şeye sahibim” diye şükredenler. İyi komşu olduğunu iddia edenler.  

Anı kitabı yazmanın biraz cesaret istediğini düşünenlerdenim. Bu süreç sizi duygusal anlamda nasıl etkiledi?

Haklısınız. Otobiyografi çok anarşist bir tür. Kendinizi ve ailenizi darmadağın edebilmelisiniz. Dürüst biriyseniz sonuçlarına katlanacaksınız. Gerçekleri yazmakla iftira atmak, hakaret etmek arasında fark var. Okuyan üçüncü kişiye bir sebep geçirebilmelisiniz. Ben yazarken gay veya düz cinsel kim olursa olsun “bu, okuyana neden ilginç gelsin” diye düşündüm. Düşünsenize heteroseksüel bir erkeğin gençken görüp vurulduğu bir kadını ellili yaşlarında anıları içinde anlatması ne kadar alışıldık, halbuki aynı vurgunu ben de yemiştim. Yazdıktan sonra bir gazete manşetinde gördüğümde “Vay be!” dedim. Bunun artık yazılması değil okunduğu zaman yadırganmaması lazım. Hepimiz insanız ve bu duygular çok güzel. 

Peki siz temiz aile çocuğu olabildiniz mi?

Bir dönem oldum. Sonra sıkıldım. Kimseye tavsiye etmiyorum. Kirlerimizi göstermemiz lazım. Elbette kibar ve ailesine karşı hassas olma halinden bahsetmiyorum, bunu herkes biliyor. Ebeveynlerin arzu ve yönlendirmelerini hayat amacınız haline getiren “aferin budalası”, belki kişiliği az gelişmiş hallerimizi anlatıyorum. Kirlenmekten kastım sadece hayır ben bu değilim, bunu istemiyorum, bana saygılı olun, diyebilmek. O kadar da fena değil yani.  

Annenizden öğrendiğiniz en önemli hayat dersi neydi?

Kareli bir kumaştan ceket alırken çizgilerin kolda ve omuzda tuttuğuna dikkat etmek (gülüyor). Annemizden çok şey öğreniyoruz, hangisi en önemli bilmiyorum ama sanırım dik durmayı ve eğilmemeyi farklı bir yoldan öğretti bana.  

Geçmişte neyi, neleri değiştirmek isterdiniz?

Saçımın dökülmesini (gülüyor). Geçmişten değil de gelecekten istediklerim var artık. Geçmiş yaşandı ve bana sanatsal esin kaynağı oluşturdu. Gay doğduğum ve bunu yaşıyor olduğum için çok mutluyum, “keşke” aklıma gelmiyor. 

Hayattan öğrendiğiniz en önemli şey?

Hak yoktur, bir şeyi elde etmek için çok çalışmak gerekir. Cesur ve zengin yapımcı tanıdıklarınız varsa elimizde çok güzel senaryolar var (gülüyor). Çalışıyoruz, yapacağız. Bir kez “kirlendik” nasıl olsa.  

Yakın zamanda planlarınız neler? ‘Zenne’ ve ‘Çekmeceler’den sonra yeni bir sinema projesi gelir mi?
Cesur ve zengin yapımcı tanıdıklarınız varsa elimizde çok güzel senaryolar var (gülüyor). Çalışıyoruz, yapacağız. Bir kez “kirlendik” nasıl olsa.

CANER’İN ‘EN’LERİ

Kendinizi en huzurlu hissettiğiniz yer?

Los Angeles (şehir), yatak odası

 Çocukluğunuzu düşündüğünüzde aklınıza gelen ilk sahne?

 Masa altı

En sevdiğiniz kitap alıntısı?

Gezinen herkes kaybolmuş değildir. (Tolkien)

Kendinizde en çok değiştirmek istediğiniz huy?

Dostlar arasında çok konuşup sahneye çıktığımda susup kalma.

En sevdiğiniz kahve?

Verona

Şehirde en sevdiğiniz semt?

İzmir’de Alsancak Kordonboyu Bodrum’da Yalıkavak Küdür Los Angeles’ta Malibu Bangkok’ta Sathorn

Takip et

Leave A Reply

Navigate