#bikahvebisohbet

Moda ve Sosyete: Pelin Kaya

Pelin Kaya, nam-ı diğer moda ve sosyete… O, deyim yerindeyse moda dünyasının cesur kalemi, ünlülerin ise korkulu rüyası. Yerinde ve tam kararında stil eleştirileriyle  moda gündemini belirleyen Pelin Kaya ile sosyal medyayı, ünlüleri, moda ve sosyeteyi konuştuk. Gazeteci kimliğiniz bir yana, takipçileriniz aslında sizi modavesosyete olarak tanıyor. Nasıl başladı sizin sosyal medya hikayeniz?  Hikayem 2008 yılında açtığım blogla başladı. Her gün vaktimi ayırıp modayla ilgili yorumlarımı, eleştirilerimi yapıyor ve toplumun her kesiminden insanın büyük ilgisini topluyordum. YazılarımıSabah Gazetesi’nde köşeye ve Instagram hesabımada taşıyarak etkileşimim büyüdü ve bugünlere harika bir şekilde geldik. Diğerlerinden farklı olarak ne yaptınız da bu kadar çok büyüdünüz ve sevildiniz?  Blog yazdığım zamanlarda kimliğim bilinmiyordu ve o yıllarda benim yaptığım türde eleştirel yorumlamalar yapan yoktu. Çok iyi bildiğim, emin olduğum ve söylemekten çekinmediğim görüşleri okuyucularımla paylaştım. Biraz sivri dilli olmak, bunun yanında nokta atışları yapmak, kişileri kayırmamak ya da hak edilmemiş övgülere yer vermemek güven oluşturdu. Elbette ki bu sonrasında sevgiyi de getirdi. Böylelikle hep birlikte büyümüş olduk. Bugün pek çok kişi sosyal medya fenomeni olmak…

Yasemin Mori: “Aşkın ve yaratıcı gücün peşindeyim”

Değişim rüzgarlarına kendisini bırakmaktan korkmayan, üreten ve her daim yaratıcı olmayı seçen isimlerden birisi Yasemin Mori. Geçtiğimiz aylarda dördüncü stüdyo albümü Estrella ile hayranlarının pek de alışık olmadığı ‘yeni’ tarzı ile karşımıza çıkarken, “Hayvanlar benzeri şarkıların durmadan tekrarlandığı albümler yapsaydım kendimden ve hayatımdan ölesiye sıkılırdım” diye anlatıyor duygularını. Müzik dünyasının ilham alınası ismi Yasemin Mori ile müzik kariyerini konuştuk. Röportaj: İmge BALIK İNCESOY – imge@bikahvebikeyif.com Şu günlerde nasıl bir ruh hali içerisinde Yasemin Mori?  Dışarıdaki hava ile çok uyumlu bir ruh hali içindeyim, bir türlü gelemeyen bahar bende de aynı. Kendi karanlığımla güneşim arasında gidip geliyorum.  Miyazaki’nin “Totoro”sundaki uçan kedi otobüsü gibi hissediyorum, karanlıklar içinde kendi ışığımla yoluma bakıyorum. Şu an yolun neresindesin? Miles Davis’s şöyle bir lafı var… “yanlış notayı çalıp çalmadığını belirleyen şu an bastığın nota değil bir sonra bastığın notadır” Bu söz bana epey ilham veriyor, bazen bir nota yanlış duyulabilir ama sonrasında öyle bir şey ile…

Ogün Sanlısoy: “İçimden gelenleri samimi olarak anlatmaya çalışıyorum”

Solo müzik kariyerinin 20. yılını kutlayan Ogün Sanlısoy, bikahvebikeyif’in konuğu oluyor. Röportaj: İmge BALIK İNCESOY imge@bikahvebikeyif.com Bu yıl, müzikte 20. yılınızı kutluyorsunuz . Dile kolay… Şöyle bir baktığınızda nasıl geçti 20 yıl?OBu sene, solo olarak müzik yapıp, albüm yayınlayalı 20 yıl oldu. Daha evvel çalıştığım grupları ve ilk sahneye çıkışımı başlangıç alırsak daha da uzun bir zamana yayılıyor. Nasıl geçti dersen; Bazen bir gün gibi geliyor bazen 100 yıldır bu işle uğraşıyorum gibi hissediyorum açıkçası. Bu 20 yıl içinde kendi müzik tarihinizde neler değişti, neleri özler oldunuz? Her albümde yapabileceğimin en iyisini yapmak için uğraştım, bunu yaparken de çok keyif aldım. Şansıma hep iyi prodüktörler , iyi şirketler ve çok iyi müzisyenler ile tanışma ve çalışma şansım oldu. Her albümde, o dönem hissettiklerimi, yaşadıklarımı, düşüncelerimi aktarmaya çalıştım. Bir fotoğraf albümüne o dönemki fotoğraflarınızı koymak gibi. Mutluyken, hüzünlüyken, kızgınken vs. Birçok halimi o albümlere yansıttım. Hem de hiç tanımadığım insanlarla paylaşmak…

Ebru Cündübeyoğlu: Katı Kurallar Bana Göre Değil

Onu tanıdığımız ilk günden bu yana çizgisini koruyan, kendine özgü tavrı, tarzı ile büyüleyen ve hiç şüphesiz yıllar geçtikçe güzelliğine güzellik katan bir oyuncu Ebru Cündübeyoğlu. Şimdilerde ise onu en az oyunculuk kadar heyecanlandıran başka şeyler var; Ferda Başarılı oyuncu Ebru Cündübeyoğlu, ilk romanı ile bikahvebisohbet’in konuğu… Röportaj: İmge Balık İncesoy – imge@bikahvebikeyif.com Hayatınızda nasıl bir dönemden geçiyorsunuz? Etkileyici bir kadın hikayesi “Ferda”. Yazarken nasıl bir hazırlanma süreciniz oldu? Tüm süreç 4,5- 5 yılımı aldı diyebilirim. Hikâye ve kurgusu kafamda çok netti. Uzun bir araştırma dönemim oldu. Alzheimer hassas bir konu olduğu için titiz bir araştırma sürecinden geçtim. Doktorlarla görüştüm, konu hakkında belli yayınları takip ettim, hasta yakınlarından bizzat deneyimledikleri hikâyeleri dinledim. Ayrıca karakterimin yetmişli yaşlarda bir felsefe profesörü oluşu ve fantastik romanlar yazması, benim için bu farklı iki alanda da uzun bir araştırma dönemini beraberinde getirdi. Bu satırları yazarken ilham periniz neydi? Tek bir ilham perim olduğunu söyleyemem. Yani…

Mine Tugay: “Negatif duygulara konsantre olmuyorum”

Onun için zarafetin vücut bulmuş hali desek hiç abartmış olmayız. Oyunculuğu, zarif görünümü ve güzelliği ile her seferinde kendine hayran bırakan Mine Tugay, şu sıralar hayatının en huzurlu dönemini geçirirken, pozitif enerjisiyle etrafımızı sardığı keyifli röportajıyla bikahvebisohbet’in konuğu oluyor. Röportaj: İmge BALIK İNCESOY (Bu röportaj, bikahvebikeyif mag Şubat sayısında yayınlanmıştır.) Uzun süredir ekranlarda göremiyoruz sizi. Nasıl gidiyor hayat? Hayat kendi akışı içerisinde dingin gidiyor. Kısaca huzurlu diyebilirim. Yoga eğitimleri alıyorum bu zaman zarfında, biraz daha kendimle ilgilenme şansına sahip oldum bu bir iki sene içerisinde. Bu ara en çok neler kafanızı meşgul ediyor? Devrim Akkaya’dan “çakraların psikolojisi” eğitimi almaya başladım. Haritamız çakralar bu eğitimde. Dolayısıyla üzerine düşündüğüm şeyler; köklerimiz, travmalarımız, travmalarımızla başa çıkabilmek adına geliştirdiğimiz stratejiler. Toplumsal travmalarımız ve bu travmaların gelecek kuşaklara nasıl yansıyabileceği meşgul ediyor kafamı. Televizyon projeleri konusunda oldukça seçici olduğunuzu biliyorum. Peki internet dizileri? Onlara nasıl bakıyorsunuz? İnternet dizileri daha standardı yüksek, süresi konusunda makul ve…

Tutkulu ve gerçek: Sevinç Erbulak

Mutsuzluğa çok yüz vermiyor, hayatı hissederek yaşıyor ve onu adeta bir senfoni gibi dinliyor. “Neden yazıyorsunuz?” dediğimde ise “Çünkü yazmamak elimden gelmiyor.” şeklinde yanıtlıyor… Verdiği her cevapta ‘an’ı öyle gerçek öyle hissederek yaşadığını belli ediyor ki, bir kez daha O’na hayran olmamak mümkün olmuyor. Şu sıralar ArtıkAranmayanlarGezegeni kitabını okucuyularla buluşturmanın heyecanını yaşayan başarılı oyuncu Sevinç Erbulak ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Şu sıralar hayatı nasıl algılıyor, nasıl yaşıyorsunuz? Her zamankinden daha sakin, her şeye; eskisine nazaran biraz daha uzaktan bakarak, daha “uyanık” bir zihinle yaşıyorum. Bir çocuk gibi kendimi şaşırtarak, hayatta olan biteni algılıyorum. Kendimi her zamankinden daha çok izliyorum, otomatiğe bağlı olan hareketlerimin farkına varıyor ve onları değiştirmeye çalışıyorum. Bu ara kendimle çalışıyorum. “Biz burada sadece susuyoruz birimiz mutsuz olunca. Susup bekliyoruz. Mutsuzluk dağılıp sonunda un ufak olan bir şey ama zamanla tabii.” Bu satırlar kitapta altı çizilecekler arasında hızlıca göze çarpıyor. Siz nasılsınız bu aralar, mutsuzken neler oluyor?…

Caner Alper: “Kirlerimizi göstermemiz lazım.”

Kahveleri hazırlayın! Sizi 2012’de Zenne, 2015’te Çekmeceler filmlerini hem yazıp hem de Mehmet Binay’la birlikte yöneterek sinema dünyasında büyük ses getiren ve cesur işlere imza atan Caner Alper sohbetine davet ediyoruz! Şimdilerde Temiz Aile Çocuğu isimli anı kitabıyla adından söz ettiren Caner Alper ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdik. Hayatınızda nasıl bir dönem içerisindesiniz, nasıl gidiyor hayat? Fazlasıyla “normalize” olmuş bir dönemdeyim. Yeni bir ülkede, yeni bir dil, çoklu geleneklerle ve fazlasıyla anonim bir çevrede yeniden bir başlangıç yaşıyor ve “Temiz Aile Çocuğu”nun başında anlattığım gibi geriye bakıp çokça şaşırıyorum. Herkesin bir yola çıkma hikayesi vardır ya hani. Sizin bu serüvende yola çıkışınız nasıl başladı? Serüvenden kastınız dolaptan çıkışsa eğer kitapta da anlattığım üzere yirmili yaşlarımın sonuna doğru. Eğer gay-aktivist halim, yani bu mesele üzerine yazma işi ise, sanırım Ahmet Yıldız cinayetinden sonra. Yazar olmanın en çok nesini sevdiniz? “Yazı kalır” tarafını. Geri dönüşlerini. Okuyanlardan gelen yüzlerce mesajı okumayı sevdim. Benim…

Coşkulu, neşeli ve kendinden emin: Neslihan Arslan

Coşkulu, neşeli, enerjik ve kendinden emin… Bunlar O’nu tanımlayabileceğimiz kelimelerden sadece birkaçı. Şu sıralar İstanbullu Gelin disizinde Dilara karakteriyle enerjisini yayan oyuncu Neslihan Arslan’ı yakından tanıma zamanı. Röportaj: İmge Balık İncesoy Bu röportaj bikahvebikeyif mag Aralık 2018 sayısında yayınlanmıştır. Neslihan Arslan şu sıralar nasıl, nasıl bir ruh hali içerisinde? İyi diyelim iyi olsun 🙂 Şaka maka bir yana iyi olmaya çalışıyorum diyelim.. Gündemimiz diye girmek istemezdim ama insanların , bugünün şartlarının durumu da göz ardı edilecek gibi değil.. Yaptığım iş , arkadaşlarımla keyifli kalmaya , hem kendim hem de ulaşabildiğim herkes için iyi bir şeyler yapmaya çalışıyorum diyelim.. İyiyim yani 🙂 Herkesin bir yola çıkış ve keşfedilme hikayesi var. Seninki nasıldı? Aslında benim oyunculuğu tercih edeceğimi annem dışında kimse öngöremiyordu.. Yedi yaşımdan 16 yaşıma kadar atletizm , yüzücülük ve voleybol eğitimleri aldım. Yüzme ve voleybolda lisansım vardı hatta.. Sonra lise son sınıfa geçerken hep içimi gıdıklayan şeyin peşinden gitmeye karar…

Mükemmelliğin Kusursuzlukta Olmadığına İnananlara: Who.is.perfect

Kimsenin ve hiçbir şeyin mükemmel olmadığına inananlar için tamamen el yapımı ve zamansız takılar üreten markanın tasarımcısı Esra Er. Who.is.perfect’i ve Esra’yı yakından tanıma zamanı… Bu röportaj bikahvebikeyif mag, Ocak 2019 sayısında yayınlanmıştır.   Who.is.perfect’in yola çıkış hikayesi nasıl başladı? Üniversitede Takı Tasarım Bölümü’nü okuduğumuz süre boyunca, bu bölümün asla hata kabul etmeyeceğini ve bu kusursuzluk içinde yaratıcı olmamız gerektiğini öğrettiler. Okulu bitirip iş hayatına atıldığımda da hemen hemen herkesin kusursuzluk peşinde koştuğunu tecrübe ettim. “Hiçbirimiz kusursuz değiliz ve olmak zorunda da değiliz, o zaman neden durmadan mükemmeli arıyoruz?” düşüncesine inanan biri olarak, mükemmelliğin kusursuzlukta olmadığına inanan insanlar için bir takı markası geliştirdim ve adını who.is.perfect koydum. Bu ismi seçmemdeki en temel neden, 2013 yılında Pro Infirmis vakfının  Jung Von Matt/Limmat’la birlikte yaptığı “Because who is perfect?” projesidir. O proje beni çok derinden etkilemiş olup, kusursuzluk kavramının ne kadar göreceli olduğunu bir kez daha sorgulatmıştır. Kusursuzluğun dış görünüşte ya da herhangi bir şeyde…

Kendine Has Bir Kadın: Melis Danişmend

Müzik dünyasının ‘kendine has’ tavrı olan kadın müzisyenlerinden bir tanesi de hiç şüphesiz Melis Danişmend. 2016 yılında yayınladığı ‘Ve Ev’in ardından yeni şarkılarını duymayı özlediğimiz güzel sesi Melis, geçtiğimiz günlerde Pinhani ile küçük bir sürpriz yaptı. Peki Madem ile özlemi bir nebze de olsa dindiren Melis Danişmend ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Röportaj: İmge BALIK İNCESOY Bu röportaj, bikahvebikeyif mag Ağustos 2018 sayısında yayınlanmıştır. Sizinle en son “Ve Ev”i konuşmuştuk, üzerinden tam iki yıl geçmiş… Geçen bu süre içerisinde neler değişti, nasıl bir ruh hali içerisindesiniz bu aralar? Bu aralar fena değilim. İşlerim yoğun olduğu zaman kendimi hep iyi hissediyorum. Gazete Kadıköy, Red Bull ve Sokrates dergiye yazılar yazmaya ve konserler vermeye devam ediyorum. Ve Ev’in yayınlanmasının hemen ardından ülkenin yaşadığı inişli çıkışlı süreçle birlikte zor zamanlarım oldu. Ama şu anda sular daha durgun. Ve berrak. Melis Danişmend’in duruşunda hep bir tavrı, bir tarzı var. Bunun temelini oluşturan sihirli şey…

Navigate