Coşkulu, neşeli ve kendinden emin: Neslihan Arslan

Coşkulu, neşeli, enerjik ve kendinden emin…  Bunlar O’nu tanımlayabileceğimiz kelimelerden sadece birkaçı. Şu sıralar İstanbullu Gelin disizinde Dilara karakteriyle enerjisini yayan oyuncu Neslihan Arslan‘ı yakından tanıma zamanı.

Röportaj: İmge Balık İncesoy

Bu röportaj bikahvebikeyif mag Aralık 2018 sayısında yayınlanmıştır.

Neslihan Arslan şu sıralar nasıl, nasıl bir ruh hali içerisinde?

İyi diyelim iyi olsun 🙂

Şaka maka bir yana iyi olmaya çalışıyorum diyelim.. Gündemimiz diye girmek istemezdim ama insanların , bugünün şartlarının durumu da göz ardı edilecek gibi değil.. Yaptığım iş , arkadaşlarımla keyifli kalmaya , hem kendim hem de ulaşabildiğim herkes için iyi bir şeyler yapmaya çalışıyorum diyelim.. İyiyim yani 🙂

Herkesin bir yola çıkış ve keşfedilme hikayesi var. Seninki nasıldı?

Aslında benim oyunculuğu tercih edeceğimi annem dışında kimse öngöremiyordu.. Yedi yaşımdan 16 yaşıma kadar atletizm , yüzücülük ve voleybol eğitimleri aldım. Yüzme ve voleybolda lisansım vardı hatta.. Sonra lise son sınıfa geçerken hep içimi gıdıklayan şeyin peşinden gitmeye karar verdim ve kendi kendime konservatuar sınavlarına hazırlanmaya başladım.. Bir yerden ders alacak durumumuz pek yoktu o zaman , bir şekilde de sınavlara hazırlanmam gerekiyordu.. İstiyordum ama ne yapacağımı bilmiyordum.. Lise bittikten sonra kulaktan dolma bilgilerle sınavlara girdim ama tabi ki olmadı 🙂 İlk sene kazanamayınca gidip Müjdat Gezen Sanat Merkezi Konservatuarı ve İstanbul Üniversitesi Konservatuarında ki sahne hocalarından izin alarak haftanın üç günü derslerine girmeye başladım.. Mimar Sinan’da okumak istiyordum ama derslere girmek mümkün değildi o dönem.. En azından ben başaramadım.. Bir sahneye , role nasıl hazırlanıyor öğrenciler bu derslerde izleyerek öğrendim.. 2 yıl boyunca derslere misafir öğrenci olarak girdim ve istediğim okul olan Mimar Sinan’ı kazandım..
Mezun olduktan sonra devlet tiyatrosunda Temiz Ev oyununda baş rol karakteri için seçmeler yapılıyordu.. Portekizli bir kızdı oynanacak karakter ve çok eğlenceli bir roldü, çok istedim, herkese açık da değildi seçmeler.  Oraya çağırılan 10 kişiydik , katıldım ve beni uygun gördüler.. Aynı oyunda çok güzel isimlerle çalışma şansı elde ettim.. Oyunumuz ses getirdi çok ne mutlu ki , üç sezon boyunca oynadık ve tiyatro çevresince daha bilinir oldum bu oyun sayesinde ve sonra alternatif sahneler , yaz kış tiyatro derken şimdi olduğum yerdeyim..

Kendine ve hayatına inancını ne pahasına olursa olsun yitirme

İstanbullu Gelin’in bir parçası olmak neler öğretti, kariyerine neler kattı, sana neler hissettirdi?

Başta yönetmenlerim Zeynep Günay Tan ve Deniz Koloş’la çalışma fırsatım oldu ve bunu anlatamam , çok kıymetli bir şey benim için.. Set ekibimiz ve oyuncu arkadaşlarım çok keyifli ve güzel insanlar, şanslıyım bu açıdan da.. Herkes yaptığı işe büyük bir titizlikle yaklaşıyor ve hep sevgi var.. Kattıkları anlatmakla bitecek gibi değil ama hayatımda özel bir yere sahip..

İyi ki velhasılı 🙂

Dilara hem çok güçlü hem çok can kırıkları olan bir kadın. Bu rol sana beraberinde neler öğretti?

İnsan dehliz.. Anlaşılmasına anlaşılır herkes belki ama yol çok meşakkatli .. Dilara’nın gücü yalnızlığına gülmesinden geliyor.. Dalga geçmeyi ıskalamamış hiç.. Bazen sendeliyor hem de çok sağlam tabi ama her an size bir sürprizle gelebilir hissi oynamaya çalışırken başka türlü heveslendirmiyor değil hala..

Ne yazık ki kadına şiddetin çok gündemde olduğu zamanlardan geçiyoruz. Hayat verdiğin karakter de şiddet mağduru ancak buna sessiz kalmayan bir karakter. Sen bu konuda kadınlara ilham ve güç vermek adına neler söylemek istersin?

Şiddet sadece kadına değil ya da sadece fiziksel de değil ne yazık ki…Kadına , erkeğe , çocuğa , hayvana , doğaya…! Bir kaç satırda nasıl anlatılır inanın ki ben de bilmiyorum ama kilit gördüğüm bir kaç şey var ;

* Kendine ve hayatına inancını ne pahasına olursa olsun yitirme.

* Kimsenin vicdanına bırakma; değil kendini , hayatının küçücük bir noktasını bile.

* Konuş , korkma. Demek kolay olduğu için değil , ses çıkarmayı başardığı anda herkesin önce kendi sesinden güç alarak çoğalacağını bildiğim için söylüyorum.

Dilara yaraları sarmak için de uğraşan bir eş ve arkadaş aynı zamanda. Neslihan yaralarını nasıl iyileştiriyor? Merhemi, doktoru kimler, neler?

Çok güzel arkadaşlarım var ve çok şanslı hissediyorum kendimi onlardan yana.. Hep birbirimizi kollarız tabi ki ama ben biraz kendi kendimleyimdir bir sıkıntıyla karşılaştığımda ilk etapta yine de.. Önce kendi içimde yaşamaya alışmışım sanırım.. Çok sıkıldığımda önce tahta oymaya başlıyorum genelde.. Liseden beri kendi kendime uğraşarak yapmaya çalıştığım bir şey.. Ciddi anlamda terapi diyebilirim.. Biraz fazla yol yürüyüp , şehir içi-dışı bir yerlerde kendimi dinleyip öyle paylaşırım genelde..

Senin hakkında sosyal medyada neler söylemişler diye karıştırırken karşımıza hep “gözlerinin içi gülen, enerji dolu insan” yorumlar çıktı. Nedir bu enerjinin, neşenin kaynağı?

Sağ olsunlar.. 🙂 Bilmem , çok kendi kendine bir insanım aslında.. Sevgi vermek ve almakla alakalı sanırım.. Bir şeyden keyif almışsam herkesle paylaşmak istiyorum , dinlemeyi seviyorum..Bunlardır böyle düşünülmesine sebep herhalde.

Son zamanlarda kafanı çok kurcalayan, üzerine çok düşündüğün bir şeyler var mı?

Heeeppp.. 🙂 Kendimi bildim bileli.. Ama spesifik bir şeylerden bahsetmem gerekirse hem konservatuar sınavlarına öğrenci hazırlıyor hem de oyuncu koçluğu yapıyorum.. Ezbere gitmek yerine insanın psikolojik handikaplarını öğrenmeyi (olabildiğince) ve öyle yaklaşmayı doğru buluyorum öğrencilere program çıkartırken..

İnsan koca bir dehliz.. Her yeni ders bana da çok şeyler katıyor ve insana , hayata , oynama durumuna, kendime dair de tabi düşündürüyor sık sık..

Çok çalışmayı sevmek bir şans

Şu sıralar kendinle ilgili nelere şaşırıyorsun?

Sinirlenebiliyormuşum :))

Kariyerin çerçevesinde bu dönem senin için nasıl bir dönem?

Her dönem aramak ve şüphe etmek üstüne.. Gencim ve çok çalışmayı sevmek bir şans.. Bunun tadını çıkarıyorum diyelim.. 🙂

Çocukluğunu düşündüğünde gözünün önüne gelen ilk sahne?

Aaaa bir grubumuz vardı ben çocukken oturduğumuz sitede.. Ne oyunlar oynardık her gün akşamüstü saat 4 ve 8 arası.. Hep o anlar gelir aklıma 🙂 Bir de çok yaramazdım, yaralanmadığım günler geliyor aklıma çünkü hepsi kutlamaya değerdi 🙂

 

Bir kahve olsan hangisi olurdun, neden?

Buna benim yerime başkası karar vermeli bence 🙂 Ama madem bana sordunuz nasıl olmak isterim diye cevap vermem gerekirseee ; yoğun ama ağırlık yaratmayan bir kahve olmak isterdim..

Benim için espreso sanırım böyle..

Bilmediğimiz gizli bir yeteneğin var mı?

Saksafon çaldım bir dönem.. Çok yıllar önce.. Şimdi elime aldığım gibi çalamam muhakkak ama biraz zaman ayırsam yaparım yine..

Oyunculuk senin için kader mi tesadüf mü?

“Ya her şey tesadüf ya hiç bir şey değil”.. Basit ve ilk akla gelen ama seviyorum bu anlatımı.. Tesadüf değil tabi bana sorarsanız ama daha önceden de belirttiğim gibi kimsenin benden beklediği bir şey de değildi..

Bir gün mutlaka… dediğin bir şey var mı?

Hiç bilmiyorum inanın.. Güzelliği de o galiba..

 

NESLİHAN’IN ‘EN’LERİ

Kendini en huzurlu hissettiğin yer? Deniz..

En son gittiğin konser? Ne yazık ki uzun zaman oldu ama en son MFÖ idi..

Şehirde en sevdiğin semt? Adalara gitmeyi seviyorum özellikle hafta arası kalabalık değilken.. Şehir içinde de Kuzguncuk sanırım..

En sevdiğin kitap alıntısı? “Yalnızlıktır dinimiz. Örneğin bir trenden istediğiniz yerde ininiz.” / Boris Vian

En utandığın an? Ay sormayın yaa.. :)) Bir çocuktan hoşlanıyordum lisedeyken.. Tenefüste koridorda bir noktaya takılmış gözlerim , dalmışım yani.. Baktığım yer kapıymış efendim! Beden dersinden önce erkek öğrencilerin soyunduğu odanın kapısı.. Kapı açıldığında bakmaya devam etmişim ama daldım yani kendimde değilim , bir şeyler düşünüyorum işte.. Bir kaç saniye sonra duruma aydığımda kimle göz gözeydim dersiniz… :))

Kendinde en çok değiştirmek istediğin huy? Çok ince düşünüyorum.. Fazla ama, iyi değil..

En sevdiğin kahve? Orta içim filtre candır ama espresso hep başka 🙂

Takip et

Leave A Reply

Navigate