Darko Peric: La Casa De Papel’in Helsinki’sini Sorguya Çektik

“Geçtiğimiz kış ülkecek en çok hangi diziye izlediniz?” diye sorsalar, hiç şüphesiz pek çocuğumuzun yanıtı La Casa De Papel olur. Diziyi ayrı, oyuncularını ayrı, müziğini ayrı severken, dizide tam bir görev adamı olan Helsinki’yi de bir başka sevdik. Hal böyle olunca,  Darko Peric ile keyifli bir tanışma sohbeti gerçekleştirdik.

Röportaj: Tuncay Güven
Fotoğraflar: Marc Scaharandan

 

Böyle bir soygunun içinde rehine olarak bulunsaydın ne yapardın?
Soyguncularla işbirliği yapardım (gülüyor).

Türkiye’de çok sevilen bir karakter oldun. Bu seni nasıl hissettiriyor?
Gerçekten bilmiyorum. Türkiye’ye hiç gelmedim ama İstanbul en çok ziyaret etmek istediğim şehirlerden biri. Fenerbahçe’den bazı basketbolcu arkadaşlarım var ve onlar Fenerbahçe taraftarlarını bana anlatıyor. Bununla birlikte Instagram’da her gün takipçilerimden birçok mesaj alıyorum. Belki yakın zamanda Türkiye’ye gelir ve orası için nasıl popüler olduğumu görmüş olurum (gülüyor).

Çekimde en zorlandığın sahne hangisiydi?
Benim için en zor iki sahne oldu diyebilirim; rehinelerin kaçış sahnesi ve polisle çatıştığımız sahne.

Eşcinsel bir karakteri oynamak sana ne hissettirdi?
Ben profesyonel bir oyuncuyum. Her rolü oynayabilirim. Bu rol ise benim için harika bir challenge oldu. Balkan ve eşcinsel bir savaş gazisi gerçekten ilginç bir kombinasyondu.

En sevdiğin/sevmediğin karakter kim?
Benim 2 favori karakterim var. Berlin ve Arturito. İkisi de inanılmaz oyuncular. Sevmediğim bir karakter yok. Hepsini çok seviyorum.

Çekim sırasında unutamadığın bir an var mı?
Çekimlerin ilk günü. Asla unutamayacağım kadar soğuk bir gündü (gülüyor).

DARKO’NUN ‘EN’LERİ

Hayatımın fon müziği olur” dediğin, en sevdiğin şarkı?
Bu çok karmaşık bir soru. Hayatımda birçok sevdiğim şarkı var ama tabii ki AC/DC klasiklerinden birinin yeri çok ayrı “It’s a long way to the top”

En sevdiğin kitap alıntısı?
Favori sözüm “Yukarıda olan neyse aşağıda olan da odur.” Kitabı bulmak zorundasınız (gülüyor).

Kendini en huzurlu hissettiğin yer?
Dağlar. Oradayken sakin ve huzurlu hissediyorum.

Şehirde en sevdiğin mekan?
Favori mekanlarım şehirdeki park ve müzeler.

En son gittiğin konser?
En son benim favori blues grubum Barcelona’dan Sencillos y Elegantes’in konserine gitmiştim.

En sevdiğin kahve?
İster inan ister inanma, favori kahvem ibrikte yapılmış Türk kahvesi. Bu kahve eski Yugoslavya ve birçok Balkan ülkesinde böyle hazırlanırdı.

Takip et

Bir cevap yazın