İzlemeden Olmaz: The Florida Project & The Shape of Water

Yeni aya yeni film önerileri yakışır. bikahvebikeyif mag sinema yazarımız Gökay Kara, iki şahane film; The Florida Project ve 90. Oscar Ödül Töreni’nde ‘En İyi Film’ kategorisinde heykelcikle kucaklaşan The Shape of Water’ı mercek altına aldı…

The Florida Project (Dram)

Tatil olmasıyla birlikte bu afacan grubun tek dertleri, istedikleri gibi koşup oynayabilmek, kimseyi umursamadan eğlenebilmek ve istedikleri zaman sınırsız dondurma yiyebilmektedir. Oysa yetişkinler için durum çok farklıdır. Artık çocuk olma lüksleri kalmamış yetişkinler için Florida yazı, zorluk, acı ve gözyaşı demektir. Şeklinde özetleniyor film. Filmin baştan sona uzanan yalın bir anlatım kullanması öne çıkıyor. Sıradan insanların yaşamlarını izlenebilir bir çizgide tutarak bazılarımızın hayatta tutunma zorluklarını başarılı bir şekilde anlatılıyor.

Suyun Sesi – The Shape of Water (Macera, Fantastik, Dram)

Bu ayın 16’sında vizyona girecek olan The Shape of Water (Suyun Sesi) filmin yönetmen koltuğunda 53 yaşındaki Meksikalı Guillermo del Toro. Kendisini Balde 2, Pan’ın Labirenti, Hellboy, Pasifik Savaşları filmleri ile tanıyoruz.

Film, 1960 yılların döneminde geçiyor. 60 lı yılları filme öyle iyi yansıltılmış ki, dekor ve kostümler o yıllar ile harika örtüşüyor. Bol bol bilgisayar efektlerini kullanmaktan çekinilmeyen filmde, o döneme göre Elisa’nın gay komşusu (Giles) ile ters köşe yapılıyor. O yılların bugüne göre tutucu olan zaman diliminde bu konuda dokunuşlarda bulunuyor. Bir ters köşe de hatta en iyi uç noktanın da Elisa’nın boynundaki kazadan kalma hasardan dolayı işaret diliyle konuşabilmesini nedeniyle yaşadığı travmatik ruh yapısını, yaşadığı “ayrımcılığı” aşkı! ile buluşturmasını başarılı buldum.

Elisa’nın komşusu Giles’den yardıma ihtiyaç duyduğunda Giles’in yaşadığı ikilem bizlerin başına geldiği gelebileceği çıkmazlara güzel bir gönderme olmuş. Hepimiz zamanla yarışmıyor muyuz? Her şeyin çok hızla tüketildiği bir dünyada bu hıza ayak uydurmak zorunda kalan Elisa’nın mastürbasyon yaparken yumurta zamanlayıcısını kullanması da günümüze yapılan göndermelerden biri olmuş. Gene bu yumurtalar insansı canavarla yakınlaşmak için kullanılması da ince mizah olmuş.

Komşu Giles’in sürekli hep aynı izlediği sıkıcı programlardan taviz vermemesi veya verememesi Gles’in hemcinsine duyduğu platonik aşkına açılamamasını nedenini gösteren ipuçlarından. Elisa’nın Giles’e verdiği destekleri bir “merdiven dansı” olarak da ince ayrıntılardan biri olmuş. Son ayrıntı olarak Elisa ile birlikte oturdukları Gles’in apartmanın alt katı Orpheum Sineması bulunuyor. Bu sinema adı da rastgele seçilmiş değil. Orpheum 1926 yılından beri faaliyette olan, 1960 yıllarını çok iyi temsil edilen bir argüman olarak karşımıza çıkıyor.

BEYAZPERDEDEN…

Geçtiğimiz aylarda Quentin Tarantino’nun merakla beklenen yeni filminin konusu biraz daha belirginleşmiş ve filmin sanılanın aksine korkunç seri cinayetlerle tanınan Charles Manson ve tarikatını değil, cinayetlerin gerçekleştiği 1969 yılını konu edineceği bilgisi paylaşılmıştı. Sharon Tate’in 50. ölüm yıldönümünde vizyona girecek olan filmin kadrosu hakkındaki çalışmalar hâlâ sürerken, uzun süredir konuşulan Oscar ödüllü aktör Leonardo DiCaprio’nun filmde yer alacağı kesinleşti.

Foto: ELLE Magazine

2012 yapımlı Django Unchained sonrasında usta yönetmen ile yeniden beraber çalışacak olan DiCaprio’nun canlandıracağı karakter hakkında henüz bilgi verilmese de, filmde başrol olarak yer alacağı söyleniyor. Tarantino’nun dokuzuncu filmi olacak bu proje için Sharon Tate’e hayat verecek en olası isim hâlâ Margot Robbie’yken; kadroda yer alması düşünülen Tom Cruise ve Brad Pitt ile de görüşmeler devam ediyor.

Önümüzdeki sonbahar çekimlerine başlanacak olan filmin, Sharon Tate’in 50. ölüm yıldönümü olan, 9 Ağustos 2019 tarihinde vizyona girmesi planlanıyor.

**bikahvebikeyif mag Şubat sayısında yayınlanmıştır. 

Bir cevap yazın