Pencerenin Ardından Kadın Masalları: Gerçek, etkileyici, tanıdık…

Pencerenin Ardından Kadın Masalları… Belki de son günlerde okuduğumuz en etkileyici, en gerçek hikayeleri içerisinde barındıran bir kitap. Genç yazar  Edanur Kuntman tarafından kaleme alınan ve çizgi roman olarak Dex Kitap‘tan yayınlanan kitap genel konusu itibariyle çok eskilerden kalma, çok yabancılaşmaya başladığımız konular gibi görünse de aslında hala bir yerlerde yaşanmaya devam eden, tanıdık hikayelerden oluşuyor. Bizi en çok etkileyen tarafı ise; böylesine genç bir beyinin, böyle bilinçli, özgün ve belki de yükü oldukça ağır bir kitabın altına imza atması oldu…Kahveler hazırsa, Edanur Kuntman’ı ve Pencerenin Ardından Kadın Masalları’nı dinleme zamanı..

Yazar kimliğinin dışında aslında Edanur Kuntman kimdir?
Kendimden bahsederken hep zorlanıyorum. Bugünlerde hikâyelerin hayatımda ne kadar önemli olduğunu fark ediyorum. İnsanları dinlemeyi ve onlarla paylaşımda bulunmayı çok seviyorum. Özellikle bana benzemeyen insanlarla. Bunun dışında hayal kurarım çokça, çizerim, yenilik peşinde koşarım. Profesyonel olarak ise tasarım ve animasyon alanında çalışıyorum.

Biz ülke olarak çizgi roman denilince fantastik ağırlıklı kitaplar okumaya alışkınız. Nereden çıktı bu fikir?
Öncelikle, güzel ve farklı grafik romanlar okumaya başladım. Ana akımın dışında kalan çizgi hikâyeler grafik roman olarak nitelendiriliyor. Bu dünyaya girdikçe çizginin anlatım açısından çok geniş bir potansiyeli olduğunu keşfettim diyebilirim. Ben de bu şekilde bir hikâye yazmak istedim. 2012 yılında aldığım bir ders için anneannem ile ilgili kısa bir hikâye yazmıştım. Benim için kıymetli bir anlatıydı o. Sonrasında hikâyeyi genişletmeye ve grafik roman haline getirmeye karar verdim.

BİR KİŞİNİN HİKAYESİ ÇOK KİŞİYE SES OLABİLİR

Pencerenin Ardından Kadın Masalları yaşanmış hikâyelerden oluşuyor… Bu yaşanmışlıkları kitaplaştırmak istemenizin ardındaki sebep neydi?
Bir kişinin hikâyesi aslında çok kişiye ses olabilir diye düşündüm açıkçası. Biz sosyal medyayla da birlikte artık sürekli kendimizi anlatma derdindeyiz. Anneannem ise internet ne demek onu bile bilmiyordu. Kendisinden konuşmazdı beraberken, kim ne anlatıyorsa onu dinlerdi. Onunla Samsun’daki hayatını konuşmaya başladıktan sonra merakım daha da arttı. Bana uzak hikâyelerdi anlattıkları, masal dinler gibi dinliyordum. Ben sordukça o anlattı, daha büyük şevkle anlattı. Çünkü yaşadıkları büyük bir yüktü aslında üstünde. Onun hissettiklerini bana geçtiği şekilde aktarmak istedim.

Kitapta farklı coğrafyalarda, bambaşka acıları yaşayan kadınların hikâyesine şahit oluyoruz. Aslında o acılar benzer şekilde bir yerlerde yaşanmaya da devam ediyor… Bu bir kader mi?
Açıkçası bu cevabını bilmediğim bir soru. Kader dediğimiz şey nedir onu bilemiyorum çünkü, bir kalıba sokamıyorum. Kontrol edemediğimiz şey midir örneğin kader? Eğer öyleyse, bazıları için hâlâ kader. Ama bu şekilde olmak zorunda değil, bunu biliyoruz. O zaman kader değil sonucu çıkıyor. Ama engelleyemiyoruz da hâlâ. Benim şu an bu durumda olan bir arkadaşım var. O bunu kader olarak görüyor sanırım, seçeneği olmadığı düşünüyor. Bense onu aksine ikna etmeye çalışıyorum. Ama bu bir süreç ve değişecek elbet, ama bugünden yarına değil.

Peki şimdilerde kadınlar hak ettiği değeri görüyor mu?
Kesinlikle hayır.

Tüm bu hikâyelerin ardında “kaderine razı olmak” sözcükleri yatıyor. Bunun ötesine geçmek için ne yapmalı?
Birbirimizi daha çok dinlemeli, önemsemeliyiz. Duymalıyız, duymak istemeliyiz. Çünkü o zaman güçleniriz, biliriz ki bir yerlerde bizimle benzer şeyleri yaşayan insanlar var.

Bu kitabın asıl derdi ne? Edanur Kuntman, Pencerenin Ardından Kadın Masalları ile ne anlatmak, kimlere ulaşmak istiyor.
Bu hikâye ile öncelikle anneanneme ses vermek istedim. Onu kimse duymamış, dinlememiş. Bana hikâyesini her anlattığında gözünde aynı öfkeyle hatırladı her anını. Ben onun hikâyesiyle sesini duyuramayan ve benzer durumda olan bütün kadınlara ses vermek istedim. Dinlemek isteyen herkese açık Pencerenin Ardından Kadın Masalları.

Kısa kısa…

Senin için mükemmel bir gün nasıl başlar?
Gün ışığıyla!

Bir süper gücün olsaydı, ne olsun isterdin?
Anı dondurabilmek.

Şehirde kendini en keyifli hissettiğin noktalar?
Deniz kıyısında olan her yer.

En sevdiğin kahve?
Her türlüsünü severim, ama mutlaka sütsüz ve şekersiz olmalı.

Son günlerde keşfettiğin en yeni mekân?
Yeniköy’deki Però.

Takip et

Bir cevap yazın