manset

10 Posts Back Home

Kalben: Güçlü ve İçten

Çok değil, bundan iki sene önce ‘Sadece’ isimli şarkısıyla milyonlarca insanın kalbine dokundu; ‘Saçlar’ herkesin diline dolandı, kendi adını taşıyan ilk albümü ‘Kalben’ ile gönül tellerini titreterek 2016’nın en çok dinlenen isimlerinden birisi oldu. Şimdilerde ikinci albümü ‘Sonsuza Kadar’ ile şehir şehir gezerek kalplere dokunmaya devam ederken Kalben’in yeni albümünü konuştuk.

Röportaj: İmge Balık İncesoy – imge@bikahvebikeyif.com

Şehirde Ne Var? (Mart 2018 Etkinlikleri)

3 Mart – Göksel Türk pop müziğinin kendine özgü yorumu ile en önemli kadın yorumcu ve söz yazarlarından Göksel, 3 Mart’ta Dorock XL sahnesinde sevenleriyle buluşuyor. 3- 30 Mart – Beyaz Kocasıyla mutsuz evliliğini sürükleyen bir kız kardeş… Uzun zaman sonra eski kasabasına dönen ablası… Ölüm döşeğindeki annelerinin başında bekleyen iki kız kardeşin bir ömürlük hesaplaşması… “Beyaz” birleştirir bütün renkleri. Çünkü “Şu ölümlü dünyada hiçbir şey önemi değil… Hiçbir şey…” Derya Alabora ve Deniz Çakır’ın oynadıkları Beyaz, 3- 30 Mart tarihleri arasında, İstanbul’un çeşitli sahnelerinde tiyatroseverlerle buluşuyor.  7 Mart – BacktotheSound sunar! Dördüncü yılında ilerleyen İstanbul merkezli müzik ve kültür & sanat sitesi backtothesound.com tümüyle bağımsız bir sahne serisine start veriyor. Alternatif Sesler Sahnesi başlığındaki serinin açılışı 7 Mart Çarşamba akşamı KargART’ta gerçekleşecek. Üst üste iki ayrı konser merkezinde gerçekleşecek Alternatif Sesler Sahnesi bilet ücreti ise 50 TL. 10 Mart-10 Mayıs  – 16. Uluslararası Gezici Filmmor Kadın Filmleri Festivali Gezici Filmmor Kadın…

Şehirde Ne Var? (Ocak 2018 Etkinlikleri)

Yeni yılın ilk ayında şehirde var? İşte kaçırılmaması gereken Ocak 2018 etkinlikleri.  Woyzeck Masalı Woyzeck Masalı Georg Büchner’in ‘Woyzeck’ adlı oyunundan uyarlanan ve bir rock müzikali olarak karşımıza çıkan WoyzecMasalı Erdal Beşikçioğlu yönetmenliğiyle yeniden karşımızda…. Tatbikat Sahnesi, yenilenmiş Woyzeck Masalı kadrosuyla 4 Ocak Perşembe günü UNIQ Hall sahnesinde izleyicisiyle buluşuyor. İntiharın Genel Provası “İntiharın Genel Provası”, 20. yüzyılın Balkanlar’dançıkmış en keskin kalemlerinden biri olarak anılan, aynı zamanda Emir Kustrika’nın “Underground” filminin de senaristi Duşan Kovaçeviç’in kendine has üslubuyla, kara mizah tarzında kaleme aldığı, alaycı ve sarsıcı bir sistem eleştirisi… 9 Ocak Salı, Trump Kültür ve Gösteri Merkezi’nde. Sertab’ın Müzikali 120 dakika konser, gösteri ve ötesi… Bu yıl sanat hayatında 25.yılını kutlayan Sertab Erener, şarkılarının hikayelerini sesi ve dansları ile anlatıyor. Şov içinde son albümü Kırık Kalpler’in yanı sıra 25 yıldır dillerden düşmeyen Mecbursun, Kumsalda ve Zor Kadın gibi hitleri de yer alırken, 120 dakika sürecek şov; tarihler 19 Ocak’ı…

Kış Gecelerini Şenlendirecek 5 Yabancı Dizi Önerisi

Kış Gecelerini Şenlendirecek 5 Yabancı Dizi Önerisi  “Kış gecelerini keyiflendiren şeyler neler?” diye sorsanız hiç düşünmeden önce sıcak kahve sonra dizi keyfi deriz. İşte yine dizi keyiflerine keyif katacak, izlemeden geçmenin ise müthiş ayıp olacağı diziler ile karşınızdayız! Kimi ilk sezonuyla kimi ikinci sezonuyla ekranlarda arz- ı endam ederken, kış gecelerini şenlendirecek 5 yabancı dizi önerisini sizin için seçtik. The Crown Kraliçe II. Elizabeth’i merkezine alan ve savaş sonrası İngiltere’nin kaderini belirleyen başbakanlarının yaşadıkları konu alan biyografik bir hikaye. Tarihe, İngiltere’ye, İngiliz tarihine ilginiz, Diana’ya sevgi, Kraliçe II. Elizabeth’e ön yargılarınız varsa bu dizi sayesinde Kraliçe II. Elizabeth’i daha yakından tanıyıp, ona birazcık haksızlık ettiğinizi düşünebilirsiniz. https://www.youtube.com/watch?v=JWtnJjn6ng0 Girlboss Hırslı, aykırı, başarılı ve müthiş ilham alınası; Girlboss. eBay’de vintage kıyafetler satarak kendi girişimini kuran 27 yaşına geldiğinde ise markasıyla moda dünyasının milyondolarlık imparatorluğa dönüşünü konu ediyor. Gerçek bir hikayeden uyarlanan dizi, hayata karşı kendi duruşu, cesur planları ve hayalleri olanlara ilham olacak…

Kuş sesleri, Rum müziklerine karışınca: Heybeliada Luz Cafe Shop

Sonbaharı uğurlamak, hem de Heybeliada’yı en sevdiğimiz zamanında ziyaret etmek üzere düştük bu sefer yollara. Boş sokaklarda adım adım yürürken, köpeklerle kedilerle sohbet edip, kuş sesleri eşliğinde denize karşı ruhumuza bolca huzur depoladık. Girmediğimiz sokaklarına girip, keşfetmediğimiz yerlerin içine daldık.. Sakin, sessiz, sanki iki dünya arasına sıkışmış gibi Heybeli. Bir yanı Akdeniz, Ege kasabası tadında; yokuşları çıktıkça karışılaşılan hayatlar ise bambaşka bir dünya… Belki de asıl büyüsü burada. Yine de huzuru tam tadında. Günün keyif kahvesi zamanı geldiğinde ise daha önce hiç uğramadığımız ama görür görmez bizi içine çeken yerine gittik. Heybeliada’da öyle dalga dalga kahveciler yok ama içilen şu kahvenin de keyfi başka yerde yok. Burası Ada’nın en ruhu olan mekanı @luzcafeshop . Kuş seslerinin fonda çalan Rum müziklerine eşlik ettiği, vintage severlerin ise çok seveceği, harikulade mekan. Günün keyif kahvesi ada mevsimin en sakin zamanında içildi☕️ Heybeli’de öyle dalga dalga kahveciler yok ama içilen şu kahvenin de keyfi başka yerde yok. Burası Ada’nın…

Paket kahvelerin en yenisi: İkea kahveleriyle evde kahve demleme

İkea kahvelerini sevmek ile sevmemek arasındaki ince çizgideyiz. İkea, İsveç dilinde bir kelime olan Påtår yani bardağı yeniden doldurmak anlamına gelen ve taze ve meyvemsi orta kavrulmuş olarak nitelendirdiği kendi paket kahvelerini satışa çıkardı. Farklı alternatiflerde sundukları kahvelerden ilk denediğimiz bizim için fazla yumuşak kaldığı için hiç bahsetmiyoruz. Bu da yeni denediğimiz paketi… Acidity oranı 3. Yani kahveyi yudumladıktan sonra dilinizde ve damağınızda kalan o güçlü ve canlı kalite… Bu asitlerin olmaması kahveyi yumuşak yapsa da sıradan bir kahve tadı veriyor o yüzden bu asetik oranını sevdik. Body, kahveyi yudumladıktan sonra dilinizin üzerinde verdiği izlenim oluyor ki, bu duygusunu da çok sevdik.  Galiba bizim sorunumuz içtikten sonra ağzınızda kalan o acımsı tat. Eğer orta seviyede Acidity  ve yoğun kavrulmuş kahveleri seviyorsanız sizin için lezzetli bir alternartif olabilir. Ama tersi durum söz konusuysa. I ıh.. sevmeyeceksiniz demektir.  Biz diğer alternatiflerini de denedikten sonra İkea kahvelerini  sevmek ya da sevmemek konusunda net olacağız galiba…

Yaşasın üreten, düşünen ve paylaşan kadınlar: Dijital Topuklar 2017’nin ardından

İtiraf etmeliyim ki Dijital Topuklar 2017’ye ilk kez katılacak biri olarak oldukça ön yargılı, sadece sosyal medyada popüler olduğu için katılan isimlerin dahil olduğu bir program olacağı düşüncesi ile gittim. Fakat bu topraklarda üreten, düşünen, paylaşan, kafası çalışan yaratıcı kadınların olduğunu bilip, bir de onların varlığını orada görmek benim için müthiş bir mutluluk sebebi oldu… Elif Doğan (Blogcu Anne) ve Perihan Gürer (Uykusuz Anneler) önderliğinde içi dolu dolu, birbiriyle bağlantılı konuşmaları dinlemek ve en önemlisi de her bir oturumdan çıkarken takdir ederek, ‘iyi ki gelmişim’ hissi eşliğinde ilham dolu ayrılmak kendi adıma nefis bir deneyim oldu. Dijital Topuklar 2017 sayesinde, ilham veren, yönlendiren, üreten, çalışan harikulade kadınları dinledik, hikayelere ortak olduk.. Sosyal medya bölümünün ise yine tıkır tıkır çalışan güzel kadınlardan; Teknolojik Anneler’e emanet edildiği kadın zirvesinde neler konuşuldu gelin birlikte bakalım.. İÇERİK KRALİÇEDİR Günün ilk oturumu İçerik Kraliçedir başlığı adı altında başladı. Hande Birsay, Sevim Gözay, Rümeysa Çamdereli ve…

Şehirde ne var? (Kasım 2017 etkinlik takvimi)

Şehirde ne var? (Kasım 2017 etkinlik takvimi)

‘Kış geliyooor, bağıraaa çağıraaağğ sevmem ki…’ Kasım ayı boyunca nerelere gitsek, hangi etkinliklerde yerimizi ön sıralarda alsak diye düşünüp, yazarken tam da fonda bu şarkı çalıyor. Kış geliyor. Siz sever misiniz bilmiyoruz fakat biz pek haz etmiyoruz. Bizimle aynı fikirde olanlar için de Mor ve Ötesi’nden Kış Geliyor şarkısını armağan edip, Kasım ayı etkinliklerini aşağıya bırakıyoruz.

Keyfini çıkarın 🙂

İstanbul Coffee Festival 2017’nin ardından

İstanbul Coffee Festival 2017, dördüncü senesinde  bol bol konser, onlarca güzel kahveci ve mis gibi yayılıp keyif yapmalık çim alanıyla bir sürü güzellikler eşliğinde başladı. İlk gün yağmur sürprizi bizi biraz tedirgin eder gibi olsa da “zaten yağmura da en çok  kahve yakışmaz mıydı?” diyerek, hiç keyiflerden eksiltme yapmadan dalıverdik kahve standlarının arasına. Yılların verdiği tecrübe ile artık eminiz ki İstanbul Coffee Festival gibi büyük ilgi gören festivallere hafta içi gitmek her zaman süper keyifli. Nedenini ilerleyen satırlarda çok daha iyi anlayacaksınız… Festivalin ilk günü öğle saatlerinde alanda yerimizi alırken, önce birer birer zincir ve butik kahveciler arasında turladık. Yeni kimler gelmiş, ismini duyup da tanışma fırsatı bulamadığımız kahveciler hangileriymiş derken yavaş yavaş önce klasiklerimizden başlayıp, ardından yeni lezzetleri keşfederek ilk turu bitirdik 🙂 İlk tur diyoruz, çünkü hafta içi sakinliği öyle güzeldi ki, birkaç tur atıp, açan güneşi arkamıza alıp çimlerde rahatça yayıla yayıla konserleri izledik. İstanbul Coffee Festival’de bol…

Navigate